Meme kanseri farkındalık ayı olan Ekim ayını geride bırakırken,  halkımızın bu konuda ne kadar bilinçlendiği veya meme kanserinin önlem veya teşhisini ne kadar ciddiye aldığı belirsiz. Ancak sadece Ekim ayında değil, her zaman meme kanserinden bahsetmek gerekir. Erken teşhisin hayat kurtardığı ve kişinin kendi kendini muayene edebildiği nadir ölümcül hastalıklardan biri olan meme kanserini engellemek veya en azından engellemeye yardımcı olmak mümkün.

Ülkemizdeki kadınların en sık yaşadığı kanser tipi olan meme kanseri, bir yıl içerisinde ortalama on beş bin kadını etkilemektedir. Rakam korkunç öyle değil mi? Şu an ülkemizde teşhisi konulan kanser türlerinin %25’e yakını meme kanseri olup bu rakam çevresel faktörler, sağlıksız gıdalar, stres, sigara ve benzer etkenler yüzünden yıldan yıla artmaktadır.

İnternet üzerinde pek çok faydalı bilgi olduğu gibi, sırf ziyaretçi sayısını arttırmak, para kazanmak, veya popüler hale gelmek için pek çok yanlış bilgi üreten kaynaklar da mevcut. Bitkisel çözümler tedavi sürecinde elbette etkilidir ancak bilimsel olarak etkisi kanıtlanmayan tedavi yöntemleri bazen fayda yerine zarar sağlamakla birlikte hastayı / hasta adayını kandırmaktan öteye gitmemektedir.

Houston’daki Teksas Üniversitesi Tıp Fakültesi, bitkisel tedavinin meme kanserine etkisini konu alan bilimsel araştırmalara imza attı. Bu araştırma, http://esciencecentral.org/ebooks/cancer-treatment-strategies/Herbal-treatment-strategies-for-breast-cancer.php adresinde detaylarıyla mevcut, araştırma sonuçlarını sadeleştirirsek, etkisi kanıtlanmış anti-kanser ve anti-oksidan içerikleriyle meme kanserinin oluşmasında ve ilerlemesinde önleyici görevi gören bitkiler şu şekilde sıralanıyor;

Ekinezya  (8 haftadan uzun süre kullanılmamalı), meyan kökü, kedi pençesi çiçeği, sarımsak, keten tohumu, zerdaçal, dulavrat otu, yeşil çay, karoten içeren meyve ve sebzeler, gingseng, karayılan otu ve Türkiye’de bulunması zor olan bir çok bitki daha.